Merhaba Dünya!
Bendeniz Buğra İpek. Niceleri için parasıyla veyahut duasıyla website geliştirmekten geri durmamama karşın sırf kendi blogum olduğuna içime zuhur eden mükemmeliyetçilik hissinde boğulup zahmet edip kendime bir adet blog oluşturmayı çok görmüştüm. Bu yaz bu durağanlığın sebebinin bu mükemmeliyetçiliği bir kaçış manevrası olarak kullandığımı fark etmem, bunu takiben uzun zamandır yapmayı dilediğim herşeyi damdan inme usulüyle yapmaya başlamamdan mütevellit olabilecek en sade, lakin bir o kadar da interaktif bir siteyi yukarıdan bırakmamla blogumu yazmaya bu metinle başlıyorum. Bugün kim olduğumu başta kendime olmak suretiyle sizlere de izah etmeye çalışacağım. Sahi, kimim ben, mesleki unvanım nedir, nelerden hoşlanırım?

Kimdir Buğra İpek?
2003’ün “dizlere kadar kar vardı” detayının paylaşılmasından bir an olsun imtina edilmediği çokça karlı bir Şubat öğleninde Bilecik’in Bozüyük ilçesinde dünyaya geldim. Daha sonraları yalnızca sevdiklerimi ziyaret etmek için uğradığım bu büyükçe ilçede çok vakit kaybetmeden (ömrümün 5. yılının sonlarında) Eskişehir’e taşınmamızla sanıyorum bugün olduğum kişinin oluşmasında en büyük payın sahibi bir şehirde, fiziken olmasa da aklen gözlerimi açmış bulundum. Üniversite’ye değin tüm eğitim hayatımı Eskişehir’de geçirdim ve şimdi, insanın doğduğu değil doyduğu dedikleri, Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde öğrenciyim. Hacettepe Üniversitesi’nde zorlu fiziksel koşullar altında (konum dolayısıyla) Bilgisayar Programcılığı Önlisans programından mezun oldum.

Bu üç yıllık sürecin bir yılını aynı zamanda bir oyun şirketinde çalışarak geçirdim ve çocukluk hayalimi en azından bir oyunumu mobil platformlarda yayınlayarak gerçekleştirmiş oldum. Üniversitelere doymamış olacağım ki geçtiğimiz sene yine Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Lisans programına kayıt olarak hazırlık eğitimimi tamamladım. Bu sene yeni bölümüme başlıyor olacağım ve, histir ya, araştırmalarıma bir ömrü adayacağımı hissettiğim yeni alanıma da başlıyor olacağım.
Biraz da Ankara
İnsanın adaptasyon hızını idrak etmekte o kadar da başarılı olmadığımız kanaatindeyim, zira gelmeden önce Ekşi Sözlük’te Ankara romantizmi üzerine kurgulanmış metinleri okuyarak kendimi teselli ettiğim, korka korka adım attığım bu şehir, şimdilerde beni bağrına öyle bastı ki, ne doğduğum, ne 15 yılımı geçirdiğim şehirlere hissetmediğim ev hissiyatını (önemli: biricik ailemi ve ev ortamımızı imtina ederek söylyorum, burada bahsettiğim şehir bağlamında aidiyet hissi) hissetmediğim aidiyeti Şunun surasında 5. yılıma doğru ilerlediğim Ankara’ya hissediyor olmam bu düşünceyi körüklüyor.